FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem, Kadın 31 Mart 2021 162 Görüntüleme

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ OKUAYAN YOK, SAVUNAN ÇOK

İstanbul sözleşmesinde ki şeker kaplanmış zehirler

İstanbul sözleşmesi sözde kadın ve çocuk şiddetini engellemek için çıkarılmış Batı kaynaklı bir sözleşme diye halk’a yutturulmaya çalışılıyor. halbu ki bu sözleşme kadın şiddetini engellemek için değil, eşcinsel bireyleri korumak, eşcinsel evlilikleri meşrulaştırmak, ana okulundan itibaran yeni neslin ahlak anlayışını alt üst etmek için çıkarılmış sözleşmedir. eğer bu sözleşme gerçekten kadınları korumak için çıkarılmış olsaydı, şu an genel evlerinde, pavyon ve bar’lar da tek bir kadın bulunmazdı. bu sözleşmeyi savunan LGBT dernekleri, kadın dernekleri hiç bu genel evleri, bar va pavyonda çalışan kadınları dillerine bile dolamıyorlar. hiç bir yerde köylerde, tarlalarda çalışan ezilmiş kadınları savunmuyorlar.

zaten bu sözleşme imzalandığı günden itibaren kadın şiddeti daha çok artmiş, çocuk şiddeti daha çok artmıştır. bu sözleşmenin imzalandığı tarihte kadın cinayetleri 121 iken, bu sözleşme imzalandıktan sonra cinayetler katlanarak artmıştır. sözleşme arkasına sığınan kadınlar daha da fazla erkeklere baş kaldırmış, tahrik etmiş nafaka ile korkutmuş, bu sebepten dolayı kadın cinayetleri artarak devam etmiştir.

sema maraşlı istanbul sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun hakkında şöyle bir tiwit atmıştı. “6284 ün en büyük zulmü cinsel şiddet bahanesi ile iftira atılması ve psikolojik şiddet bahanesi ile erkeklerin evinden atılması oldu. Evinden atılan erkek o evin bütün masraflarını ödemek ve nafaka vermek zorunda bırakıldı. Çocuğunu sormak için telefon açsa hapse atıldı. 6284 ü savunanlar “Erkekler de faydalanabilir” diyorlar. Bir erkek karakola gidip “Karım bana bağırıyor, ailem ile görüşmemi kısıtlıyor, akşam benimle birlikte olmadı cinsel şiddet uyguluyor…” gibi sebeple karısını şikayet etmeyi şerefine yediremez. Bunu da biliyorlar. İst söz-6284 haince planlanmış. Kadın-erkek psikolojileri göz önünde tutularak yazılmış. Kadınlar çok çabuk kışkırtmaya geliyorlar. Kocan sana bağırdıysa şiddet sayılır deyince gidip şikayet edebiliyor. Fakat bir erkek psikolojik şiddet sebebiyle karısını karakola şikayet etmez.

Avrupa’daki sağ popülist siyaset ile Katolik Kilisesi’ne göre de sözleşme, geleneksel aile yapısını bozup herkesi eşçinsel yapmaya yeminli cinsiyet ideolojisinin komplosu! Bulgaristan, Slovakya ve Baltık ülkelerinde kilise baskısı ya da anayasal gerekçelerle ret var. Hele Macaristan; insan hakları adına göçmen kadınları üşüştürecek diye de reddediyor. Böylece AB’nin sözleşmeyi kabulünü bloke ediyorlar.

Yeniden Refah partisi genel başkanı Dr. Fatih Erbakan,  “İstatistikler açık bir şekilde ortadadır; İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun öncesinde 2011 yılında ülkemizde 121 kadın erkekler tarafından öldürülmüş iken, bu sözleşme ve uzantısı kanunlar çıktıktan sonra; 2015-2016 yıllarında bu sayı 300’lere çıkmış, 2019 yılında ise kadın cinayetleri maalesef ki 2011 yılına göre tam dört kat artarak 474’e yükselmiştir. Bu gerçek de açık bir şekilde gösteriyor ki; İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun kadınları korumuyor, aksine maruz kaldıkları şiddetin artmasına sebep oluyor. Bu durumun derhal düzeltilmesi gerekmektedir.

istanbul sözleşmesinde en tehlikeli kelimeler sözleşme içine sıkıştırılmış, kadına şiddet dedikten hemen sonra yanına ayrı bir kelime topllumsal cinsiyet eklenmiştir. kadına şiddet tamam ama, arkasından gelen toplumsal cinsiyet ne anlama gelmektedir. burda ki mana eşcinsel bireylerdir.

şimdi sizlere istanbul sözleşmesi içine gizlenen zehirleri anlatmak için bir kaç maddeyi yazıyorum.

Madde 3 – Tanımlar
Bu Sözleşme maksatlarıyla:
a “kadına karşı şiddetten”, kadınlara karşı bir insan hakları ihlali ve ayrımcılık anlaşılacak ve bu terim, ister kamu ister özel yaşamda meydana gelsinler, söz konusu eylemlerde bulunma tehdidi, zorlama veya özgürlüğün rastgele bir biçimde kısıtlanması da dahil olmak üzere, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar ve acı verilmesi sonucunu doğuracak toplumsal cinsiyete dayalı tüm şiddet
eylemleri olarak anlaşılacaktır;

kadına şiddet dedikten sonra alt tarafta toplumsal cinsiyet dayalı şiddet kelimesi eklenmiş. eğer maksat kadına şiddet olsaydı, sadece kadına şiddet kelimesi yeterli olacaktı. bir diğeri fiziksel, cinsel, pisikolojik, veya ekonomik şiddet cümlesi, fiziksel şiddeti aranızda kabul etmeyen yoktur ama pisikolojik şiddet, cinsel ve ekonomik şiddette boşanma sebebi sayılabiliyor mahkemelerde. örnek:  eşiniz sizden bir iphone 12pro telefon istese, sizde hanım ben asgari ücretle çalışan biriyim, kendimi yırtsam sana bu telefonu alamam dediniz mi bu sözünüz ekonomik şiddete girip boşanma sebebi sayılıyor, şahide belgeye gerek kalmadan Örnek 2 : eşinizle akşam yattınız eşiniz kalktı sabah savcılığın yolunu tuttu, ve eşim bana cinsel şiddet uyguladı derse, 6284 sayılı kanunun kadının beyanı esastır maddesi gereğince boşanma sebebi sayılır ve ömür boyu nafaka ödemeye mahkum olursunuz.

c. “toplumsal cinsiyet”, herhangi bir toplumun, kadınlar ve erkekler için uygun

olduğunu düşündüğü sosyal anlamda oluşturulmuş roller, davranışlar, faaliyetler ve özellikler olarak anlaşılacaktır;

c: fıkrasında toplumsal cinsiyet dedikten sonra tekrar kadın ve erkek eklenmiş,  ve sosyal anlamda oluşturulmuş roller yani kadın ve erkek dışında belirlenmiş roller yani eşcinseller davranışları ve faaliyetleri eklenmiş.

madde 3 f-  “kadın” terimi, 18 yaşından küçük kızları da kapsayacaktır.

yani 1 yaşında ki kız çocukları bile kadın sayılacaktır. böylece zengin tayfaların pedefoli faaliyetlerine zemin hazırlanacak, küçük kız çocukları zengin masalarına meze olacaktır. hem 15 yaşında evlenenlere çocuk diyeceksin, ama zengin masalarında kodamanları eğlendirirsen kadın sayılacaksın. evlenirse çocuk, evlenmezse kadın sayılıyor

şimdide kadına şiddet kelimesi arkasına eklenmiş toplumsal cinsiyet sözcüklerini içeren maddeleri yazıyorum.

d “kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet”, bir kadına karşı, kadın olduğu için
yöneltilen veya kadınları orantısız bir biçimde etkileyen şiddet olarak anlaşılacaktır

madde 4/3: Taraflar bu Sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik
tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal
veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim,
toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci
statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın
uygulanmasını temin edeceklerdir.

Madde 6 – Toplumsal cinsiyet konusunda hassasiyet gerektiren politikalar
Taraflar bu Sözleşmenin uygulanmasına ve sözleşme hükümlerinin etkilerinin
değerlendirilmesine bir toplumsal cinsiyet bakış açısı katacak ve kadınlarla erkekler
arasında eşitliğe ve kadınların güçlendirilmesine ilişkin politikalarını yaygınlaştıracak ve
etkili bir biçimde uygulayacaklardır.

Madde 12 – Genel yükümlülükler
1- Taraflar kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin
toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı ön yargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer
uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel
davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri alacaklardır.

madde 12 /5- Taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gibi kavramların bu Sözleşme
kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin
edeceklerdir.

yani diyor ki namus diye bir kavram yoktur, kadın sizinle evliyken  ister başka erkekle beraber olur, ister gezer öyle namus mamus davasına kimse düşmeyecek, namus davasına düşenler cezalandırılacak

Madde 14 – Eğitim
1 Taraflar, yerine göre, tüm eğitim seviyelerinde resmi müfredata, kadın erkek eşitliği,
toplumsal klişelerden arındırılmış toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişisel
ilişkilerde çatışmaların şiddete başvurmadan çözüme kavuşturulması, kadınlara karşı
toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişilik bütünlüğüne saygı gibi konuların, öğrencilerin
zaman içinde değişen öğrenme kapasitelerine uyarlanmış bir biçimde dahil edilmesi için
gerekli tedbirleri alacaklardır.

madde 14 deki kelimeye dikkat edilirse hem kadına karşı sonrasında tolumsal cinsiyete dayalı diyor. kadın ne sonra eklenen toplumsal cinsiyet ne.

madde 18/3 Taraflar bu bölüm uyarınca alınan tedbirlerin:
kadınlara karşı şiddetin ve aile içi şiddetin toplumsal cinsiyet boyutlu bir anlayışa
dayalı olmasını ve mağdurun insan haklarına ve emniyetine odaklanmasını,

Hits: 22

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.