FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Ekonomi 31 Temmuz 2021 31 Görüntüleme

Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Habip Asan: Tescilsiz yola çıkan üzülebilir

 

TÜRK Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Başkanı Prof. Habip Asan, “Gündem Özel” sohbetimizde sorularımızı yanıtlarken, “Patent ve marka tescili, ürünlerin ve hizmetlerin, hak sahibine ve topluma fayda-kazanç sağlayacak şekilde üretilmesi ve dağıtılması yolundaki önemli adımların başında geliyor.

Tescilsiz çıkılan yolda emeklerin ve yapılan harcamaların boşa gitmesi kaçınılmaz olabilir” dedi. Prof. Asan, başvuru sahiplerinin ön araştırma yaparak zaman, emek ve maddi kayıpların önüne geçmesi çağrısında bulundu.

Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Habip Asan’a sorularımız ve yanıtları şöyle:

TEKNİK VE EKONOMİK ÜSTÜNLÜK SAĞLAR

● Bir ürüne, hizmete patent ve marka tescili almak, o ürüne, hizmete bulunduğu ülkede, dünyada ne katıyor? Patent ve marka tescili almadan yola çıkan, ürün geliştiren, marka yaratanların başına neler geliyor?

Patent ve marka tescili, ürünlerin veya hizmetlerin taklitlerinden korunarak, hak sahibine ve topluma fayda ve kazanç sağlayacak şekilde üretilmesi, çoğaltılması ve dağıtılması yolundaki en önemli adımların başında geliyor.

Patent, sahibine maddi ve manevi menfaatler sağlayan özel hukuka ilişkin bir haktır. Patent sistemi, bir buluşun topluma açıklanması karşılığında, sınırlı bir süre ve alındığı ülke içinde patent sahibine, üçüncü kişiler tarafından buluşun izinsiz olarak üretilmesini, satılmasını, kullanılmasını veya ithal edilmesini engelleme hakkı sunuyor.

Söz konusu buluşun sağladığı ekonomik faydalardan sadece patent sahibinin faydalanmasına imkân vererek, teknik ve ekonomik üstünlük kazanmasını sağlar.

Mülkiyet hakkı sağladığı için ticarileştirme faaliyetlerine konu olabilir, ticari bir meta gibi alınıp satılabilir.

Lisans verilmesi yoluyla başka kişilere hak tanıma imkânı verir. Buluş sahibi buluşunu kendisi kullanırken, ekonomik yarar karşılığında başkalarına da söz konusu hakkı kullandırma hakkını elinde tutar. Taklit edilmesi halinde hukuki ve cezai her türlü yasal imkânın kullanılmasına imkân verir.

Patent, teknolojinin üretimini ve yayılmasını teşvik eden araçlardan biridir. Teknolojik gelişmenin teşvikinde sanayicinin, yatırımcının ve üreticinin önünü açmada kilit rol oynar.

Fikri ve sınai mülkiyet haklarının buluş sahipleri için sağladığı avantajlar, yurt dışı pazar payını artırmak adına önemlidir. Uluslararası rekabette sağladığı koruma ve pazar gücü önemlidir.

Ülkelerin ekonomik olarak gelişmesinde, teknolojiye dair buluşların yapılması, patentlerin alınması, buluşların sanayiye aktarılması ve bu teknolojilerin diğer ülkelere pazarlanması kritik önem arz eden süreçlerdir.

Marka tescili, tescil sahibine münhasır yetkiler sağlar. Tescilin en önemli faydası, tescil sahibinin izni olmaksızın markanın başkaları tarafından kullanımı veya taklidi halinde, bu kullanımların marka sahibi tarafından engellenebilmesidir. Bu türden haksız kullanımların oluşması halinde marka hak sahibinin marka hakkına tecavüz gerekçesiyle dava açma, maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunuyor. Dava yolu ile tedbir kararı aldırılması veya markayı taşıyan ürünlere el koyulması söz konusu olabiliyor. Ayrıca, marka tescil sahibi markasını başkasına devredebilmekte veya lisansa yoluyla kullanımına izin verebiliyor.

Tescilsiz çıkılan yolda emeklerin ve yapılan tüm harcamaların boşa gitmesi durumu ile karşı karşıya kalınması kaçınılmaz olabilir.

ÖN ARAŞTIRMA YAPIN

● Patent ve marka tescilinde süreç nasıl işliyor? Bir ürünün, hizmetin, fikrin patent almaya hak kazanması için hangi özellikleri taşıması gerekiyor? TÜRKPATENT, patent vereceği ürünün, fikrin, hizmetin daha önce başkası tarafında geliştirilip geliştirilmediğinden nasıl emin olabiliyor? Bunun için bir sorgulama merkezi var mı?

Patent başvuruları ve sonrası işlemler TÜRKPATENT’in Elektronik Başvuru Sistemi EPATS’a e-Devlet yolu ile girilerek gerçekleştiriliyor. Başvuruya ilişkin işlemler, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri uyarınca yürütülüyor.

Başvuru sırasında, mevzuata göre hazırlanmış bilgi ve belgeler sisteme yükleniyor.

Şekli inceleme sürecinden geçirilerek başvuru sahibi kısa sürede bilgilendiriliyor.

Sonrasında başvuru sahibinin talebi üzerine araştırma raporu düzenleniyor.

Araştırma sürecinde, patent başvurusunun yapıldığı tarihten önce dünyada bu başvuruya benzer tüm patent, her türlü yazılı ve sözlü doküman ve yayınlar araştırılarak listeleniyor.

Başvuru sahibi, araştırma raporunun bildiriminden sonra inceleme talebinde bulunabilir. Araştırma raporuna ilişkin görüşlerini sunabilir ve tarifname, istem veya resimlerde, başvurunun ilk kapsamını aşmayacak şekilde değişiklikler yapabilir.

İnceleme raporu, başvuru konusunun araştırma raporunda listelenen benzer dokümanlardan farklı olup olmadığını ve başvurunun patentlenebilirlik kriterlerini sağlayıp sağlamadığını ortaya koyan nihai rapordur. İnceleme sonucunda başvuruya patent verilip verilemeyeceğine karar verilir, karar başvuru sahibine bildirilir ve bültende yayımlanır.

Yayımdan sonra patent sahibi tarafından talep edilmesi halinde patent belgesi düzenlenerek gönderilir.

Patent süreci ortalama olarak 3-4 yıl sürebiliyor. Bu süreç son yıllarda giderek kısalıyor.

Bir buluşun patentle korunabilmesi için yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik kriterlerini sağlaması gerekiyor. Sadece yeni, buluş basamağı içeren ve sanayiye uygulanabilir olan teknik geliştirmelere patent veriliyor. Yenilik, patent başvuru tarihinden önce buluşun kamuya açıklanmamış olması anlamına gelir. Buluş basamağı; buluşun, ilgili olduğu teknik alanda uzman bir kişi tarafından tekniğin bilinen durumundan aşikâr bir şekilde çıkarılamayacak nitelikte olması anlamına geliyor. Sanayiye uygulanabilirlik, buluşun tarım dâhil sanayinin herhangi bir dalında üretilebilir, uygulanabilir veya kullanılabilir nitelikte olması anlamına gelir.

Patentin başvuru tarihinden önce buluş konusunda dünyanın herhangi bir yerinde erişilebilir her türlü bilgi araştırılıyor. Buluş konusuna benzer ürünün daha önce başkası tarafından geliştirildiği tespit edilirse, başvuru sahibine bildirilir. Bu konuda yanlışa düşmeyi önceleyecek sorgulama merkezi iki yönlüdür. Birincisi, başvuru sahibi buluşunun ve benzer olduğu düşünülen dokümanın yanlış değerlendirildiğini düşünüyorsa, araştırma raporuna karşı itirazını ya da inceleme raporu bildirimine karşı cevabını bildirebiliyor. İkincisi, üçüncü kişiler patent başvurusuna konu olan buluşun patent verilebilirliğine ilişkin görüşlerini ya da araştırma raporuna ilişkin görüşlerini sunabiliyor. Patent kararının Bültende yayımlanmasından itibaren altı ay içinde söz konusu patente itiraz edebilir.

Başvuru sahiplerinin yapacakları ön araştırma; zaman, emek ve maddi kayıplarının önüne geçilmesi açısından önemli.

Bunun için, TÜRKPATENT’in online araştırma veri tabanının yanı sıra; Avrupa Patent Ofisi’nin (EPO), Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’nın (WIPO), ABD Patent ve Marka Ofisi’nin (USPTO) online patent araştırma veri tabanlarından faydalanılabilir.

Marka tescil başvuruları e-devlet platformundan tamamen ve sadece elektronik yapılabiliyor. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun (SMK) 5’inci maddesi uyarınca, öncelikle marka olabilme koşullarını sağlayıp sağlamadığı inceleniyor. Uygun görülen başvurular, resmi Marka Bülteninde yayımlanıyor ve 2 aylık itiraz süresine açılıyor.

İtiraz edilmeyen başvuruların tesciline karar veriliyor. Her marka başvurusu internet sitemizde erişime açık halde bulunan marka araştırma ve takip sistemi üzerinden sorgulanabiliyor. Bu yolla aynı marka için daha önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir markanın olup olmadığı görülebiliyor.

BULUŞU KORUMANIN EN İYİ YOLU PATENTTEN GEÇER

● Ürüne, fikre, geliştirilen hizmete patent alındıktan, marka tescili yaptırıldıktan sonra, “Artık kafam rahat” demek mümkün olabiliyor mu? Patent ve marka tescili sahibi olmak ürünü, fikri, bulunduğu ülkede yüzde 100 koruyabiliyor mu?

Bir buluşunuz var ise onu koruyabilmenin en doğru yolu patentini almaktan geçer. Hukuki olarak hak iddia edebilmek ve izinsiz kullanımları durdurabilmek için yapılması gereken hakların en somut olarak tespitini sağlayan patent başvurusunda bulunmaktır. Çünkü sadece patent başvurusu ile buluşun yeni olup olmadığı yani önceden başka biri tarafından bulunup bulunmadığı anlaşılabiliyor.

2017 yılında yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile birlikte patent tesciliyle sağlanan haklar daha somut ve belirgin hale geldi. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri’nin de oluşturulması ve işlerliğe kavuşturulmasıyla birlikte hukuki ihtilaflarda karşılaşılan işlemler daha az maliyet ve daha kısa süreler içinde sonuçlandırılmaya başlandı. Patent hakkına tecavüz edilmesi durumunda açılabilecek davalar, tecavüz sebebiyle oluşan maddi manevi zararın tazmini ve ihtiyati tedbirler değerlendiriliyor.

Öte yandan, marka koruma süresi başvuru tarihinden itibaren 10 yıl olup 10’ar yıllık dönemlerle tescilin yenilenmesi halinde uzatılabiliyor.

Kurumumuz, daha önce tescil edilmiş bir markanın aynısı için yapılan marka başvurularını reddediyor. Ancak tescil sistemi, AB düzenlemelerine de benzer şekilde önceki marka tescil hak sahiplerinin yeni yapılan marka başvurularını da takip ederek itiraz etmesi üzerine kurulmuştur. Markanın tescili sonrasında tescil sahiplerinin, kurumumuza yapılan ve yayımlanan marka başvurularını takip ederek gerektiğinde itiraz haklarını kullanmaları önemlidir. Marka tescilinden doğan hakların kullanımı şikayete tabidir. Tescilli bir markanın taklit edilmesi durumunda tescil sahibinin adli makamlara başvuruda bulunması gerekiyor.

MARKA TESCİLİNDE KAMU DÜZEN, AHLAK VE DİNİ DEĞERLERE DE BAKILIR

● Bir ürün, hizmet ve fikre marka tescili verilirken hangi kriterler üzerinde duruluyor? Marka konusunda mükerrerlikleri benzerlikleri önleyecek bir sistem söz konusu mu?

Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.

Marka başvurularının tescil edilebilir olup olmadıkları SMK’nın 5’inci ve 6’ncı maddesi kapsamında yapılan inceleme sonucunda ortaya çıkıyor. Kanunun 5’inci maddesi kapsamında yapılan incelemede, markanın tescil edilecek olan mal/hizmetler için ayırt edici olması, doğrudan tanımlayıcı olmaması, dini değerlere, kamu düzeni veya genel ahlaka aykırı olmaması gibi kriterler açısından değerlendiriliyor. Başvurusu yapılan markanın, daha önce tescil edilen bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olup olmadığı da inceleniyor. Daha önce aynı markanın tescil olması halinde başvuru doğrudan reddediliyor. Bu kriterleri sağlayan marka başvuruları yayımlanıyor ve 2 aylık yasal itiraz süresi boyunca üçüncü kişilere itiraz hakkı tanınıyor. Yapılan bu itirazların genel gerekçesini ise markalar arası benzerlik oluşturuyor. İtirazlar sunulan savunma ve iddialar kapsamında incelenerek değerlendiriliyor. İtirazın nihai reddi söz konusu olursa markanın tesciline karar veriliyor. Markalar arası benzerlik kriterlerini konu alan Kurumumuz içtihatları, mahkeme ve Yargıtay kararlarını içerir inceleme kılavuzları internet sitemizde erişime açık bulunuyor.

TÜRKPATENT Uluslararası düzeyde hizmet veriyor

● Patent ve marka tescili sistemimiz gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında dünyada ne düzeyde bulunuyor? Bunda 10-15-20 yıl öncesine göre ne tür değişim ve gelişmeler yaşandı?

Ülkemizde sınai mülkiyet alanındaki ilk yasal düzenlemeler 1870’li yıllarda ihdas edilmiş olmakla birlikte, 1994 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu’nun (eski adıyla Türk Patent Enstitüsünün) kurulmasıyla birlikte, idari, teknik, yasal düzenlemeler ile uygulamadaki gelişmeler bakımından büyük bir ivme yakalandı. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatının son verilerine göre (2019 yılı), Türkiye dünyada; patent başvurusunda 14. sırada yer alıyor. Bundan 20 yıl önce ülkemiz 43. sırada yer alıyordu. Patent tescil istatistiklerine göre ise, ülkemiz dünyada 16. sırada yer alıyor. 20 yıl önce 63. sırada yer alıyorduk. Türk sınai mülkiyet tarihi açısından bir dönüm noktası olan Sınai Mülkiyet Kanununun 2017 yılı başında yürürlüğe girmesi ve fikri mülkiyet farkındalığının artırılması için yapılan çalışmalar sonucu, gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığımızda sıralamamız giderek yükseliş gösterdi. Kurumumuz, patent süreçleri içinde en önemli işlem adımları olan araştırma ve inceleme faaliyetlerini yerine getirmek için kaynak ve kapasite yetersizliği nedeniyle 2000’li yılların başında yurtdışındaki ofislerden hizmet alıyordu. 2012-2016 Stratejik Planımızda yer alan hedef doğrultusunda kademeli olarak artan kapasitemizle birlikte 2016 yılından itibaren yerli patent başvurularının tamamının araştırma ve inceleme raporları kurumumuz tarafından hazırlanmaya başlandı. 2016 yılında TÜRKPATENT’in WIPO nezdinde Uluslararası Araştırma ve İnceleme Otoritesi olarak atanması, ülkemizin patent alanında uluslararası platformda son dönemde gerçekleştirdiği en önemli icraatlarden birisi oldu. Geçmiş yıllarda, patent başvurularının araştırma inceleme işlemleri için yurtdışındaki ofislerden hizmet alan Türk Patent ve Marka Kurumu, bugün itibarıyla uluslararası düzeyde hizmet veren bir kuruma dönüştü. Türkiye’nin sınai mülkiyet alanında uzman kurumu olan TÜRKPATENT’in, bu alanda dünyadaki en yetkin ve aktif kurumlar arasında yer alıyor.

‘Buluş yapan kadınlar ligi’nde dünya 4’üncüsüyüz

● Türk Patent ve Marka Kurumu’nun dünyadaki benzer kuruluşlar arasında yeri nedir? Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’nda TÜRKPATENT’in ağırlığı nasıl?

TÜRKPATENT 1996 yılında Patent İşbirliği Antlaşmasına (PCT) taraf olarak tek bir başvuru ile birden fazla ülkeye aynı anda başvuru yapma imkânı sağlayan PCT sistemine dâhil oldu. Ayrıca Türkiye 2000 yılından beri Avrupa Patent Sözleşmesine de taraftır. 2016 yılında TURKPATENT’in Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilat (WIPO) nezdinde Uluslararası Otorite olarak atanması, uluslararası alandaki en önemli başarılardan biridir. Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı nezdinde günümüzde yalnızca 23 ofisin PCT uluslararası otorite yetkinliği bulunuyor. 2020 yılında uluslararası araştırma ve ön inceleme rapor sayısını artırarak en fazla rapor düzenleyen ilk 10 otorite arasına girmeyi başardık. (EPO, Çin, Japonya, Kore Cumhuriyeti, ABD, Rusya Federasyonu, Kanada, Avustralya, Hindistan ve Türkiye). Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri Raporuna göre dünyada en fazla uluslararası patent başvurusu yapılan ilk 20 kuruma bakıldığında 17 yüksek gelirli ülkeyi ve Çin, Hindistan ve Türkiye olmak üzere üç orta gelirli ülkeyi içerdiği görülüyor. 2015-2019 döneminde ilk 50’de yer alan üç orta gelirli ülkeden biri Türkiye’dir. Ülke sıralamalarında önemli bir diğer istatistik ise buluş yapanlar arasında kadınların payıdır. 2020 listesinde Türkiye yüzde 19.3 oranı ile dünyada 4. sırada yer alıyor.

WIPO’DA GRUP-B ÜLKELERİ İLE AYNI GRUPTAYIZ

2020 yılında Türkiye tüm başvuruların yüzde 99.7’sini elektronik ortamda alındı. Dünyada elektronik başvuruların oranlarına bakıldığında Türkiye, İsrail, Singapur ve ABD’nin, 2020’de neredeyse tüm PCT başvurularını elektronik olarak aldığı görülüyor. TÜRKPATENT, Avrupa Patent Organizasyonundaki sınai mülkiyet kurumları arasında da önde gelen ofisler arasında bulunuyor. Avrupa Patent Organizasyonunun Teknik ve Operasyonel Destek Komitesi başkanlığını uzun bir süredir yürütüyorum. Türkiye WIPO tarafından yönetilen fikri ve sınai mülkiyet alanında düzenlemeler içeren 21 uluslararası anlaşmaya taraftır. WIPO’da Grup-B üyesi ülkeleri ile aynı grupta yer alıyoruz.

Patent ve marka tescilinde artış sürdürülebilir kalkınma göstergesi

● Türkiye, dünya patent ve marka tescili liginde hangi düzeylerde bulunuyor? Patent ve marka tescili sayılarının artması, ülkemiz için neyi ifade ediyor?

Patent ve faydalı model sayılarındaki artış incelendiğinde son yıllarda ülkemizdeki şirket ve girişimcilerin atağa geçmiş olduğu sayısal verilerle de doğrulanabiliyor. 2017 yılında yürürlüğe giren Sınai Mülkiyet Kanunu’nun ardından üniversitelerdeki patent potansiyelinin de harekete geçtiği ve yükseköğretim kurumlarının patent faaliyetlerinde de artış kaydedildiği görülüyor. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) tarafından yayımlanan Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri Raporuna göre Türkiye, tasarım başvurularında 6’ncı, marka başvurularında 8’inci, patent başvurularında 14’üncü sırada yer alıyor, genel performans açısından dünyadaki ilk on ülke arasına giriyor. Fikri mülkiyet haklarının yeniliklerinin sahiplerine verilen haklar olduğu dikkate alındığında, dünyada en fazla yenilik üreten ülkeler arasında anılmak, gelişmişlik düzeyi, bilgiye ve teknolojiye sahip olma, onu kullanma ve geliştirme yetenekleri ile eşdeğer bir anlam taşıyor. Patent ve marka tescili sayılarının artması, ülkemiz sanayisi ve teknolojisinin gelişimini tanımlamanın yanı sıra sürdürülebilir kalkınma açısından da önemli bir göstergedir.

Uluslararası patent başvurularında 11’inciyiz

● COVID-19 krizi süreci ülkemizdeki girişimcilerin, fikri olanları, hizmet geliştirenlerin patent ve marka tescil adımlarını nasıl etkiledi? Başvurularda, izinlerde aksama söz konusu oldu mu?

2020 yılında ortaya çıkan COVID-19 salgını sürecinde Kurumumuzun tüm hizmetleri kesintisiz devam etti. Kurum personelinin tamamına yakınının uzaktan çalıştığı salgın döneminde belirgin bir verimlilik artışı yaşandı. COVID-19 salgını sebebiyle birçok ülkede sınai mülkiyet başvurularında düşüşler yaşanmasına rağmen, 2020 yılında Türkiye’de bir önceki yıla göre yerli patent başvurularında yüzde 1, yerli faydalı model başvurularında yüzde 23, marka başvurularında yüzde 27, tasarım başvurularında ise yüzde 7 artış oldu. 2020 yılında Türkiye orijinli 1705 uluslararası patent başvurusu, 1885 uluslararası marka başvurusu ve 524 uluslararası tasarım başvurusu yapıldı. Bu sayılarla Türkiye uluslararası patent başvurularında 11’inci, uluslararası marka başvurularında 11’inci ve uluslararası tasarım başvurularında 10’uncu sırada yer almayı başardı.

Türkiye’de fonların portföy değer haritası

  • Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre Haziran 2021 sonu itibariyle, Türkiye genelinde yerli ve yabancı toplam 3.091.734 yatırımcının fonlarının toplam portföy değeri 190 bin 320 MTL oldu.
  • Fonlarda en büyük portföy büyüklüğüne sahip olan iller sıralamasında İstanbul, 118 bin 501 MTL ile ilk sırada yer aldı.
  • 21 bin 556 MTL ile Ankara fonlarda portföy değeri olarak ikinci sırada bulunurken, İzmir 12 bin 653 MTL fon büyüklüğüne ulaştı.
  • Fonlarda 9 MTL portföy değeri ile Bayburt son sırada yer aldı. Ardahan 18 MTL ve Kilis 20 MTL ile fonlarda portföy büyüklüğü en az olan iller arasında yer aldılar.
  • Türkiye genelinde fonlarda portföy değeri 100.000 MTL üzerine çıkan 1 il olurken, 1000 MTL’yi aşan toplam il sayısı ise 14. 23 ilde ise, fonlarda portföy büyüklüğü 100 MTL altında kaldı.

derinodahaber.com

Hits: 13

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.