FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Ekonomi 22 Aralık 2021 59 Görüntüleme

Yeniden Refah Partisi Ekonomik İşler Başkanlığı “ Faiz Oranları Ne Olacak?” başlıklı rapor yayınladı…

Faiz Oranları Ne Olacak?
İktidarın merkez bankası üzerinden dayattığı faiz kararları TL’nin yarı yarıya değer kaybettiği 2021 yılı
içerisinde ekonomi alanındaki en tartışmalı konuların başında yer almaktadır. Ak Parti iktidarları tüm
uyarılara rağmen ısrarla uyguladığı yüksek faiz düşük kur politikasıyla 19 yılda 520 milyar $ kamu
kaynağını faize aktarmıştır.
19 yılda toplanan vergilerin %20’si millete hizmet olarak kullanılmamış, faiz lobisine peşkeş
çekilmiştir. İş işten geçtikten sonra, milletin ekonomik problemleri işsizlik ve ağır geçim sıkıntısına
dönüştükten yani bıçak kemiğe dayandıktan sonra 19 yılın sonunda hatasını kabul eden Ak Parti,
“milleti faize ezdirmem” sloganıyla yıllarca beslediği ne istedilerse fazlasıyla gözü kapalı verdiği faiz
lobisine savaş açarak, düşük faiz uygulamasına geçmeye karar vermiştir.
İktidar, uygulayacağı düşük faiz politikasıyla yatırımların patlayacağını böylece üretim ve istihdamın
artacağını iddia etmektedir. Ayrıca TL’yi değersizleştirerek dış ticarette rekabet gücü kazanılacağını ve
buna bağlı olarak ihracatında patlayacağını ithalatın düşeceğini ve sürecin sonunda cari fazla vererek
döviz ihtiyacını karşılayacağını iddia etmektedir. Fakat bu iddialar Türkiye’nin ekonomik
gerçekleriyle örtüşmemektedir. Ak Parti 19 yıl sonra anladığı hatasından vazgeçmekte fakat çok daha
tehlikeli başka bir hatalı ekonomi politikasına geçiş yapmaktadır.
19 yıl önce olduğu gibi Ak Parti yine tüm uyarıları göz ardı etmekte hatalı “yeni ekonomi politikasında”
ısrar etmektedir. Ak Parti iktidarı düşük faiz ve nihayetinde “sıfır faiz” politikası için üzerine düşen
sorumlulukları yerine getirmek yerine Merkez Bankası üzerinde tahakküm kurarak politika faizini
indirmeyi tercih etmektedir. Fakat bu planın çalışmadığı piyasa faizlerinin düşmek bir yana artmaya
başladığı aşağıdaki grafikte net bir şekilde görülmektedir.
2021 yılı başında %17 seviyesinde olan merkez bankası politika faizi merkez bankası eski başkanı Naci
Ağbal tarafından %19’a arttırılmış ve böylece mevcut ekonomi politikası çerçevesinde döviz kuru ve
enflasyon üzerindeki baskı frenlenmeye çalışılmıştır. Faizdeki bu artışla beraber %16,5 seviyelerinde
bulunan devlet borçlanma faizi %19’a fırlamıştır. Bu artış Naci beyin apar topar bir gece yarısı kararıyla
görevden alınmasına neden olmuştur.
Merkez Bankası başkanlığına atanan Şahap Kavcıoğlu, Eylül ayına kadar faiz oranlarında bir indirime
gitmedi ve bu dönemde devlet borçlanma faiz oranları %19 seviyesine çok yakın dalgalandı.
Sonrasındaki süreçte ise Ak Parti iktidarının “yeni ekonomi politikasına” bağlı olarak merkez bankası
üzerinde kurulan baskı sonucunda faizler Para Politikası Kurulunun 23 Eylül’deki toplantısında alınan
kararla %18’e, 21 Ekim toplantısında %16’ya ve 18 Kasım tarihli toplantısında %15’e kadar indirildi.

Fakat bu faiz indirim kararları Ak Parti iktidarının “yeni ekonomi politikasıyla” iddia ettiği sonucu
vermemiştir. Piyasa faizleri düşmek bir yana artmaya başlamıştır. Faiz indirim kararlarıyla beraber,
devlet borçlanma faizleri 7 aydır neredeyse sabit bulunduğu %19 seviyesinden 13 Aralık 2021 tarihi
itibariyle %21,36 seviyesine çıkmış bulunmaktadır.
Türkiye ekonomisinin gerçekleriyle çelişen “yeni ekonomi politikasının” zorlama faiz indirim
kararları devlete ortalama olarak ekstra 2,5 puan doğrudan maliyet getirmiştir. Daha açık
ifadesiyle bu kararların sadece devlet bütçesine doğrudan maliyeti (yani döviz kurunda yaşanan
artışların dolaylı maliyeti hariç) yıllık olarak 11 milyar TL’yi bulmaktadır. Bu kararlar sadece ve sadece
faiz lobisine fayda sağlamaktadır. Ak Parti “faiz lobisiyle savaşıyoruz” derken faiz lobisine hizmet
ettiğinin farkında değildir maalesef.
Türkiye ekonomisinin bu yanlış ekonomi politikasıyla geçireceği bir güne bile tahammülü yoktur. Döviz
ve fiyat artışları kontrolden çıkmış durumdadır. Ak Parti iktidarı acilen bu hatasından vazgeçmeli
sadece merkez bankası ve politika faizi üzerine inşa edilmiş zorlama bir yöntem değil faize kaynak
aktarılmasını durdurabilecek bütüncül bir ekonomi politikası benimsemesi gerekmektedir. Bunun ilk
adımı olarak derhal yıllardır uyguladığı hatalı “borçlanma politikasını” değiştirerek merkezi ve mahalli
yönetimler için denk bütçe zorunluluğu getirilmelidir. İkinci olarak kaynakların tabandan ekonomiye
aktarılmasına engel olan yanlış “ücret politikasına” son vermeli ve kaynakların tamamı çalışan kesime
aktarmalıdır. Düşük ücretleri Türkiye ekonomisinin dış ticarette rekabet gücü olarak gören Ak Parti
iktidarının “yeni ekonomi politikası” sadece yurtdışındaki insanlara fayda sağlamakta milletimize ise
her geçen gün derinleşen yoksulluk vadetmektedir. Üçüncü olarak ise ekonomik büyümeyi sürekli
kılmak için “dış kaynak arayışı” yerine milli kaynak üretmeye odaklanmalı ve yatırımlar dış borçlarla
değil milli kaynaklarla finanse edilmelidir.

Hits: 17

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil
Open chat
Haberin Adresi
Haberin Adresi
Haberin Adresi